Türkiye’nin ihracatı 2026’nın ocak–ağustos döneminde 185 milyar dolara ulaştı. İhracatın farklı illere yayılması, üretim ve sevkiyat süreçlerinin sürekliliğini de gündeme getiriyor.
Ticaret Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre Türkiye’nin ihracatı, 2026’nın ilk sekiz ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4 artarak 185 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde 56 il ihracatını artırırken 25 ilin ihracatı ayrı ayrı bir milyar doların üzerine çıktı. Ağustos ayında ihracat, yıllık bazda yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar oldu.
Bakanlığın faaliyet illerine göre hazırladığı istatistiklerde, ağustos ayında en yüksek ihracatı beş milyar 503 milyon dolarla İstanbul gerçekleştirdi. İstanbul’u üç milyar 122 milyon dolarla Kocaeli, bir milyar 842 milyon dolarla İzmir, bir milyar 423 milyon dolarla Bursa ve bir milyar 241 milyon dolarla Mersin izledi.
Ocak–ağustos döneminde ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre tutar olarak en fazla artıran il ise bir milyar 185 milyon dolarla Ankara oldu. Ardından Kocaeli, Bursa, Mersin ve Yalova geldi. Bakanlığa göre sekiz aylık toplam ihracat artışının yüzde 45’ini Ankara, Kocaeli ve Bursa sağladı. Veriler, ihracat artışının çok sayıda ilde görülürken toplam artışa katkının bazı üretim merkezlerinde daha yüksek olduğunu gösteriyor.
Ürünler de iller kadar önemli
İl bazındaki ihracat verileri, ürün gruplarıyla birlikte değerlendirildiğinde üretim faaliyetleri hakkında daha ayrıntılı bir görünüm sunuyor. Ağustos ayında ihracata en fazla katkı yapan ürün fasılları motorlu kara taşıtları, makineler ve kıymetli veya yarı kıymetli taşlar oldu. Motorlu kara taşıtlarında Kocaeli, Bursa ve Sakarya; makinelerde İstanbul, Bursa ve İzmir öne çıktı. Bu dağılım, farklı illerdeki üretim ve tedarik süreçlerinin ihracata birlikte katkı sağladığını gösteriyor.
İhracat yapan bir işletmenin siparişini zamanında teslim etmesi; kendi tesisindeki üretime, tedarikçilerinin faaliyetlerine, depolamaya ve taşımaya bağlı olabilir. Makine arızası, tesiste meydana gelen yangın veya sevkiyattaki aksama gibi olaylar, koşullarına göre üretim ve teslimat takvimini etkileyebilir. Bu nedenle ihracat hacmindeki gelişmeler, işletmelerin mevcut operasyonlarını ve olası kesinti senaryolarını değerlendirmesi için de bir fırsat sunuyor.
Büyüyen ihracatın getirdiği riskler
İlk sekiz aylık veriler, ihracatta hem büyümeye hem de daha geniş bir il katılımına işaret ediyor. İşletmeler bu gelişme karşısında üretim ve lojistik kapasitelerini, faaliyetlerini sürdürebilmelerine yönelik planlarla birlikte değerlendirebilir. Bunun için üretim ve sevkiyatta kritik noktaların belirlenmesi; makine arızası, tedarikçi kaybı, depolama sorunu ve taşıma gecikmesi gibi senaryoların teslimatlara etkisinin incelenmesi yararlı olabilir.
Kritik ekipman için bakım ve yedek parça planı oluşturmak, alternatif tedarikçi ve taşıyıcı seçeneklerini değerlendirmek, stok düzeylerini sipariş takvimine göre gözden geçirmek de bu hazırlığın parçaları arasında. Planların düzenli aralıklarla sınanması, bir aksama yaşandığında hangi süreçlerin öncelikle sürdürülmesi gerektiğini görmeye yardımcı olur.
Sigorta programının güncel faaliyet hacmiyle uyumu da aynı değerlendirmeye dâhil edilebilir. “Tesis ve stok değerleri güncel mi?”, “Mallar depoda beklerken ve taşınırken hangi risklere karşı korunuyor?”, “İş durmasına ilişkin teminatın kapsamı ve süresi işletmenin ihtiyaçlarıyla uyumlu mu?” soruları, poliçeler incelenirken yol gösterici olabilir. Emtia nakliyat ve yangına bağlı kâr kaybı sigortalarının genel şartları, teminatların belirli olaylara ve koşullara bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle değerlendirme, işletmenin faaliyetleriyle poliçesinin özel şartları birlikte ele alınarak yapılmalı.
İhracattaki büyümenin sürdürülebilmesi, siparişleri karşılayacak kapasitenin yanı sıra üretimden teslimata uzanan süreçlerin olası aksamalara karşı hazırlanmasına da bağlı.