Yeni yatırımlar, dönemsel stok hareketleri, poliçedeki sigorta bedellerini sigortalı varlıkların güncel değerinin gerisinde bırakabiliyor. Yıl sonu gelmeden kontrol şart.
Bir işletmede yıl sonu yaklaşırken stok sayımları yapılıyor, yatırım planları hazırlanıyor ve bütçeler gözden geçiriliyor. Sigorta poliçeleri ise bazen yalnızca yenileme tarihi geldiğinde gündeme alınıyor. Oysa poliçenin süresi devam ederken işletmenin varlıkları ve bunların yerine konulma maliyetleri değişebiliyor. Yıl başında belirlenen bir bedel, birkaç ay sonra aynı korumayı sağlayamayabiliyor.
Sigorta bedelinin eskimesi için mutlaka yeni bir makine alınması da gerekmiyor. Mevcut ekipmanın fiyatının yükselmesi, depodaki ürün miktarının artması veya binaya yeni tesisat eklenmesi de değerlendirmeyi değiştirebiliyor. Bu nedenle kontrolün temel sorusu şu olmalı: Poliçedeki bedeller, bugün sigortalanan varlıkların değerini doğru yansıtıyor mu?
Yıllar önce alınmış bir makinenin faturası, satın alma geçmişini gösteriyor. Ancak aynı özelliklerdeki ekipmanın bugün temin edilmesi için gereken tutarı tek başına açıklamıyor. Döviz kuru, üretici fiyatları, nakliye ve montaj giderleri değiştikçe yenileme maliyeti de farklılaşabiliyor.
Makina Kırılması Sigortası Genel Şartları, sigorta bedelinin makinenin yeni ikame bedeline eşit olmasını esas alıyor. Yeni ikame bedeli, aynı nitelikteki yeni bir makinenin yerine konulması için gereken tutarı ifade ediyor. Varsa nakliye, montaj, gümrük ve ilgili diğer giderler de bu hesaplamaya dahil ediliyor. Dolayısıyla amortisman düşülmüş muhasebe değeriyle sigorta bedelinin aynı olduğu varsayılmamalı.
Yıl sonu öncesinde makine listesi güncellenmeli, yeni alınan veya işletmeden çıkarılan ekipmanlar belirlenmeli. Bu noktada, tedarikçilerden alınacak güncel teklifler, bedellerin değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Ancak sigorta bedelinin belirlenmesi ile hasarda ödenecek tazminatın hesaplanması birbirinden ayrı konular olarak ele alınmalı. Tazminat, ilgili genel ve özel şartlara göre değerlendiriliyor.
Stoklar yalnızca sayım gününde değişmiyor
Bir depodaki ürün miktarı yıl boyunca aynı kalmayabiliyor. Kampanya hazırlığı, sezonluk talep, toplu hammadde alımı veya sevkiyatın gecikmesi stokları artırabiliyor. Ürün sayısı değişmese bile birim maliyetlerin yükselmesi, depoda tutulan toplam değeri büyütebiliyor. Bu nedenle yalnızca poliçenin düzenlendiği günün stok tutarına bakmak yeterli olmayabilir. Aylık stok hareketleri, yoğun dönemler ve farklı adreslerde bulunan ürünler birlikte incelenmeli. Emtianın hangi değerleme esasıyla sigortalandığı da netleştirilmeli. Satış fiyatı, alış maliyeti ve üretim maliyeti her durumda birbirinin yerine kullanılamıyor.
İşletmeye ait malların başka bir depoya taşınması veya yeni bir depolama adresi kullanılması gibi bir durum olursa, bu husus da sigortacıyla paylaşılmalı. Bedelin doğru olması kadar sigortalı varlıkların bulunduğu yerlerin ve faaliyet koşullarının doğru belirtilmesi de sigorta uygulaması açısından önem taşıyor.
Eksik sigorta, poliçedeki sigorta bedelinin hasar anındaki sigorta değerinden düşük kalması durumunda gündeme geliyor. Yangın Sigortası Genel Şartları’na göre, aksine sözleşme bulunmadıkça kısmi hasarlarda tazminat bu iki tutarın oranına göre hesaplanıyor.
Basitleştirilmiş bir örnekle açıklarsak, sigorta değeri on milyon TL olan stoklar poliçede altı milyon TL olarak belirtilmiş olsun. Teminat kapsamındaki iki milyon TL’lik kısmi hasarda, eksik sigorta oranı uygulanıyorsa hesaplanan tutar bir milyon iki yüz bin TL olabilir. Bu örnek muafiyetleri ve diğer poliçe koşullarını dışarıda bırakıyor. Ancak hasar tutarının poliçedeki bedelin altında kalmasının, tek başına tam ödeme anlamına gelmediğini de gösteriyor.
Yıl sonu kontrolü yenileme tarihini beklememeli
Kontrol faslına, bina, makine, demirbaş ve emtia için poliçede belirtilen bedelleri güncel değerlerle karşılaştırarak başlanabilir. Her varlık grubunun değerini etkileyen unsurlar farklı olduğu için bütün bedellere aynı artış oranını uygulamak yeterli olmayabilir. Muhasebe, satın alma, üretim ve depo ekiplerinin birlikte çalışması, işletmedeki değişikliklerin eksiksiz biçimde değerlendirilmesini kolaylaştırıyor.
Hazırlanan karşılaştırmada fark görülen kalemler, dayanak belgeleriyle sigortacıya iletilmeli. Yapılacak güncellemenin hangi tarihten itibaren geçerli olacağı ve poliçeye nasıl yansıyacağı yazılı olarak netleştirilmeli. Böylece kontrol, yalnızca işletme içinde hazırlanan bir liste olarak kalmayıp sigorta sözleşmesine de yansımış oluyor. Yeni yatırımlar ve önemli değer değişiklikleri varsa bu işlem için yenileme tarihini beklemek gerekmiyor.
Poliçede enflasyona bağlı bedel artışı sağlayan bir düzenleme bulunuyorsa bunun nasıl işlediği de anlaşılmalı. Hangi varlıklara uygulandığı, artışın hangi yöntemle hesaplandığı ve maliyet değişimlerini ne ölçüde karşıladığı incelenmeli. Fiyat artışına yönelik bir düzenlemenin, sonradan alınan makineleri veya stok miktarındaki bütün yükselişleri kendiliğinden kapsadığı düşünülmemeli. Bedelin artırılması ile yeni varlıkların sigortaya dahil edilmesi ayrı işlemler olarak değerlendirilmelidir.
Yıl sonu kontrolü, sonraki dönem için bir takip düzeni kurmaya da yardımcı olabilir. Yeni ekipman alımı, yüksek tutarlı stok girişi veya yer değişikliği gibi gelişmeleri kimin bildireceği belirlenebilir. Bu bilgilerin düzenli paylaşılması, poliçenin işletmedeki değişikliklerin gerisinde kalmasını önlemeye katkı sağlıyor. Böylece olası bir hasarın ardından ihtiyaç duyulabilecek finansmanın ne kadarının sigorta kapsamında karşılanabileceği daha sağlıklı değerlendirilebiliyor.