Kısa sürede etkili olan sağanak yağışlar bodrumlarda, otoparklarda ve depolarda faaliyet gösteren işletmeler için ciddi bir tehdit. Doğru teminat ve tedbirler dayanıklılığı belirliyor.
Sonbaharın ilk kuvvetli yağmuru başladığında kent yaşamının ne kadar kırılgan olduğu ortaya seriliyor. Tıkanan mazgallar, kapasitesi yetersiz kalan yağmur suyu kanalları ve geçirimsiz yüzeyler nedeniyle sokaklarda biriken su; birkaç dakika içinde iş yerlerine, bodrum katlarına, kapalı otoparklara ve depolara ulaşabiliyor.
Özellikle zemin seviyesinin altında bulunan işletmeler açısından risk daha yüksek. Bir kafeteryanın mutfağı, mağazanın stok alanı, apartmanın otoparkı veya küçük bir üreticinin deposu su altında kaldığında zarar yalnızca ıslanan eşyalardan ibaret de olmuyor. Elektrik panoları, makineler, bilgisayarlar, soğutma sistemleri, mobilyalar, ham maddeler ve satışa hazır ürünler geriye döndürülemeyecek biçimde zarar görebiliyor. Temizlik, kurutma ve onarım tamamlanana kadar işletmenin faaliyetleri de haliyle aksayabiliyor. Bu da maddi kayıp anlamına geliyor.
AFAD da çukur alanlar ile bodrum katlarında su basma tehlikesinin yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Şehirlerde yağmur suyu kanallarının yeterli olması ve düzenli bakımının yapılması, riskin azaltılmasında temel önlemler arasında gösteriliyor.
Poliçede “sel ve su baskını” teminatı
İş yeri sigortasının bulunması, su baskınından kaynaklanan her zararın otomatik olarak karşılanacağı anlamına da gelmiyor. Sel ve su baskını, genellikle yangın sigortasına eklenen bir teminat olarak poliçeye dahil ediliyor. Bu nedenle işletmelerin poliçelerinde söz konusu teminatın açıkça yer alıp almadığını kontrol etmesi gerekiyor.
Türkiye Sigorta Birliği tarafından yayımlanan Sel veya Su Baskını Klozu’na göre; nehir, çay, dere ve kanalların taşması, yağış nedeniyle oluşan sel veya su baskını, yağışa bağlı kanalizasyon geri tepmesi ve yeraltı sularının sigortalı kıymetlerde doğrudan yol açtığı zararlar teminat kapsamına alınabiliyor. Ancak suyun nereden ve hangi nedenle geldiği kritik önem taşıyor. Örneğin su borusunun patlaması, su deposunun taşması, kalorifer tesisatındaki arıza veya yağmur oluğunun taşması sonucunda meydana gelen zararlar sel ve su baskını klozu kapsamında değerlendirilmiyor. Bu tür riskler için poliçedeki “dahili su” teminatının ayrıca ve detaylı incelenmesi gerekiyor. Sel nedeniyle oluşsa bile yer kaymasına bağlı zararlar da ayrı bir teminat konusu olabiliyor.
Bu hususta Corpus Sigorta’nın son derece kapsamlı bir paketi var. Corpus İş Yerim Güvende Paket Sigortası; işletme binası, demirbaş, dekorasyon, emtia, elektronik cihazlar ve makineler gibi farklı kıymetler için çeşitli teminatlar sunuyor. Teminat kapsamı, limitler, özel şartlar ve muafiyetler düzenlenen poliçeye göre belirleniyor. Dolayısıyla hasarın yalnızca sonucuna değil, nedenine bakılıyor. İşletmeye giren su dışarıdaki yoğun yağış ve kent selinden mi kaynaklandı, tesisattaki bir arıza nedeniyle mi oluştu, yoksa kanalizasyon yağıştan bağımsız olarak mı geri tepti? Hasar değerlendirmesinde bu ayrım belirleyici olabiliyor.
Hasarı beklemeden alınabilecek önlemler
Sigorta maddi zararın telafisine yardımcı olsa da işletmenin faaliyetlerinin kesintiye uğramasını bütünüyle engelleyemez. Bu nedenle riskli alanlarda fiziksel önlemler öne çıkıyor. Mazgal ve drenaj hatlarının yağmur mevsiminden önce temizlenmesi, kanalizasyon geri tepmesini önleyen çekvalflerin kontrol edilmesi ve bodrum girişlerinde su bariyerleri bulundurulması da ilk adımlar arasında yer alıyor. Stokların doğrudan zemine konulmaması, rafların yükseltilmesi, elektrik panoları ile hassas cihazların su seviyesinden uzakta konumlandırılması da olası kaybı azaltabilir. Su tahliye pompalarının çalışır durumda tutulması, jeneratör ve acil aydınlatma sistemlerinin test edilmesi, dijital verilerin ise işletme dışında veya bulut ortamında yedeklenmesi gerekir.
Hasar meydana geldiğinde önce can güvenliği sağlanmalı ve elektrik riski bulunan suya müdahale edilmemeli. Ardından sigorta şirketine gecikmeden bildirim yapılmalı, alanın fotoğraf ve videoları çekilmeli, zarar gören ürünler kayıt altına alınmalı ve acil koruma önlemlerine ilişkin faturalar saklanmalı. Bilirkişi incelemesi yapılmadan hasarlı malzemelerin tamamen imha edilmesi ise bir anlamda değerlendirmeyi zorlaştırabilir.
Kent sellerinin daha görünür hâle geldiği bir dönemde işletmeler için en doğru yaklaşım, yağmur başladıktan sonra çözüm aramak değil; fiziksel tedbirleri almak, sigorta bedellerini güncel tutmak ve poliçedeki teminatlarla muafiyetleri önceden ayrıntılı biçimde incelemek. Çünkü birkaç santimetrelik su, küçük bir işletme için haftalar sürebilecek bir iş kesintisine dönüşebiliyor.