Batarya depolarında yangın riskine yeni bakış

Batarya depolarında yangın riskine yeni bakış

Lityum iyon bataryanın kullanım alanı çok genişledi. Bu durum, işletmelerin karşı karşıya olduğu yangın ve sorumluluk risklerini de değiştiriyor.

Lityum iyon bataryanın kullanım alanı çok genişledi. Bu durum, işletmelerin karşı karşıya olduğu yangın ve sorumluluk risklerini de değiştiriyor.  

Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin ihtiyaç duyulana kadar saklanabilmesi, enerji dönüşümünün temel gerekliliklerinden biri hâline geldi. Bu ihtiyaca cevap veren batarya enerji depolama sistemleri; fabrikalardan alışveriş merkezlerine, elektrik üretim tesislerinden elektrikli araç şarj alanlarına kadar giderek daha fazla kullanılıyor.

Ancak aynı noktada yüksek miktarda enerji barındıran lityum iyon bataryalar, klasik yangınlardan farklı özellikler taşıyan yeni bir risk alanı yaratıyor. Bir tesiste yalnızca alevlerin söndürülmesi değil; yeniden tutuşma, zehirli gaz çıkışı, söndürme suyunun çevreye yayılması ve faaliyetlerin uzun süre durması gibi sonuçlar da hesaba katılmak zorunda.

Lityum iyon bataryalarda en çok dikkat edilen tehlikelerin başında “termal kaçak” geliyor. Batarya hücresinin hasar, üretim kusuru, aşırı şarj, kısa devre, yüksek sıcaklık veya hatalı kullanım nedeniyle kontrolsüz biçimde ısınmaya başlaması termal kaçağa yol açabiliyor. Isınan hücre çevresindeki diğer hücreleri de etkilediğinde olay, tek bir hücreden bütün batarya grubuna yayılabiliyor.

Hasarlı elektrikli araç bataryalarında kontrolsüz sıcaklık ve basınç artışı, yangının yeniden başlamasına neden olabiliyor.
Hasarlı elektrikli araç bataryalarında kontrolsüz sıcaklık ve basınç artışı, yangının yeniden başlamasına neden olabiliyor.

Termal kaçak, bataryanın sıcaklık ve basıncının hızla yükselmesine yol açan kimyasal bir reaksiyon olarak tanımlanıyor. Süreç; yangın, patlama, sıcak parçacıkların çevreye saçılması ve yanıcı gazların açığa çıkmasıyla sonuçlanabiliyor. Batarya enerji depolama sistemlerinde termal kaçağın yayılımını değerlendirmek için kullanılan UL 9540A test standardı da riskin yalnızca tek hücrede başlayıp başlamadığına değil, komşu hücre ve ünitelere nasıl yayıldığına odaklanıyor.

Söz konusu bu yangınların en önemli güçlüklerinden biri de alevlerin söndürülmesinin tehlikenin tamamen sona erdiği anlamına gelmemesi. Hasar gören hücrelerin içinde devam eden kimyasal reaksiyonlar, yangının saatler sonra yeniden başlamasına yol açabiliyor. Dolayısıyla olay yerinin soğutulması, sıcaklığın takip edilmesi ve hasarlı bataryaların güvenli bir alanda kontrol altında tutulması önem taşıyor.

Örneğin batarya yangını sırasında ortaya çıkan risk, tesis sınırlarının dışına da taşabilir ve çevreyi kirletebilir.
Örneğin batarya yangını sırasında ortaya çıkan risk, tesis sınırlarının dışına da taşabilir ve çevreyi kirletebilir.

Şarj alanları da risk haritasına girmeli

Risk yalnızca büyük enerji depolama tesisleriyle sınırlı değil. Kapalı otoparklarda, fabrikalarda ve alışveriş merkezlerinde kurulan elektrikli araç şarj alanlarında elektrik arızası, uygun olmayan kablolama veya hasarlı bataryalar farklı yangın senaryoları oluşturabiliyor.

Tam bir güvenlik için bu alanlarda havalandırma, gaz ve sıcaklık algılama sistemleri, acil enerji kesme imkânı, araçlar arasındaki mesafe ve itfaiyenin erişimi birlikte değerlendirilmeli. Çünkü özellikle kapalı alanlarda ortaya çıkan duman ve yanıcı gazlar, yangının kendisi kadar önemli bir risk yaratabilir.

Batarya yangını sırasında ortaya çıkan tehlikenin tesis sınırlarının dışına taşabileceğinin de altını çizmekte fayda var. Lityum iyon batarya yangınlarında hidrojen florür gibi zehirli ve aşındırıcı gazlar açığa çıkabiliyor. Bu nedenle olay sonrasında yalnızca hasarlı bataryaların kaldırılması değil, hava kalitesinin ve çevresel etkilerin de takip edilmesi gerekebiliyor.

Bir diğer önemli sorun ise söndürme suyu. Yangına müdahalede kullanılan su; batarya kalıntıları, elektrolit bileşenleri ve diğer kimyasal maddelerle kirlenerek toprağa, yağmur suyu hatlarına veya yüzey sularına ulaşabilir. Drenaj sistemlerinin gerektiğinde kapatılabilmesi, kirli söndürme suyunun ayrı bir alanda tutulması ve olay sonrasında çevresel ölçüm yapılması acil durum planının parçası olmalı. 

İş durması, enkaz kaldırma, alternatif iş yeri masrafları ve üçüncü kişilere karşı sorumluluklar birlikte değerlendirilmeli.
İş durması, enkaz kaldırma, alternatif iş yeri masrafları ve üçüncü kişilere karşı sorumluluklar birlikte değerlendirilmeli.

Poliçede yalnızca “yangın” yazması yeterli mi

Batarya deposunda meydana gelen bir olay; bina, makine, elektronik cihaz, batarya modülleri ve diğer ticari kıymetlerde doğrudan fiziksel hasara neden olabilir. Bunun yanında faaliyetlerin durması, alternatif bir iş yerine ihtiyaç duyulması, enkazın kaldırılması ve uzman ekiplerle temizlik yapılması gibi ek maliyetler de ortaya çıkabilir.

Bu nedenle işletmenin yalnızca yangın riskine karşı güvence sağladığını düşünmesi yeterli olmayabilir. Corpus İş Yerim Güvende Paket Sigortası kapsamında yangın, yıldırım ve infilak teminatlarının yanı sıra iş durması, enkaz kaldırma ve alternatif iş yeri masrafları gibi ek teminatlar da poliçeye dahil edilebiliyor. Elektronik Cihaz ve Makine Kırılması sigortaları da işletmenin sahip olduğu sistemlerin niteliğine göre değerlendirmeye alınabiliyor.

Batarya yangınının çevreye ve üçüncü kişilere verebileceği zararların da ayrıca göz önünde bulundurulması gerekiyor. Zehirli gazların çevredeki kişileri etkilemesi, yangının komşu işletmelere sıçraması veya kirli söndürme suyunun tesis dışına ulaşması farklı sorumluluklar doğurabilir. Corpus’un sunduğu Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigortası, işletmenin faaliyetleri sırasında üçüncü kişilere verebileceği zararlar bakımından değerlendirilmesi gereken ürünler arasında bulunuyor. Ancak burada önemli bir ayrım var: Her zarar otomatik olarak teminat kapsamına girmez. Bataryaların ve ilgili sistemlerin poliçede nasıl tanımlandığı; seçilen teminatlar, limitler, muafiyetler, istisnalar ve özel şartlar hasarın karşılanıp karşılanmayacağını belirler. Bu nedenle enerji depolama tesisinin kullanım biçimi, batarya kapasitesi ve tesiste alınan güvenlik önlemleri poliçe düzenlenirken açık ve eksiksiz biçimde beyan edilmeli.

Enerji kesme noktalarının, batarya kimyasının ve tehlikeli alanların açıkça işaretlenmesi de olası yangına müdahale süresini kısaltabilir.
Enerji kesme noktalarının, batarya kimyasının ve tehlikeli alanların açıkça işaretlenmesi de olası yangına müdahale süresini kısaltabilir.

Risk mühendisliği poliçeden önce başlıyor

Batarya yönetim sistemiyle hücre sıcaklığı ve voltajının izlenmesi, arızalı modüllerin ayrılması, erken gaz algılama sistemlerinin kurulması, uygun havalandırmanın sağlanması ve üniteler arasında güvenli mesafe bırakılması temel önlemler arasında bulunuyor. Yangının bir bölümden diğerine yayılmasını önleyecek fiziksel tasarım da kaybın sınırlandırılmasında önemli rol oynuyor.

Hasarlı veya kullanım dışı bataryaların faal sistemlerden ayrı ve uygun koşullarda muhafaza edilmesi gerekiyor. İtfaiye ile önceden paylaşılmış bir müdahale planının hazırlanması; enerji kesme noktalarının, batarya kimyasının ve tehlikeli alanların açıkça işaretlenmesi de olası bir yangına müdahale süresini kısaltabilir.

Enerji depolama yatırımlarında asıl konu yalnızca yangının çıkıp çıkmayacağı değil; yangının nerede sınırlandırılacağı, yeniden tutuşmanın nasıl izleneceği, kirli söndürme suyunun nereye gideceği ve işletmenin ne kadar sürede yeniden faaliyete geçebileceği gibi risklerin önceden hesaplanması olmalı. Çünkü batarya çağında dayanıklılık; doğru teknoloji kadar doğru tasarıma, etkili bir müdahale planına ve işletmenin gerçek risklerine uygun hazırlanmış sigorta programına da bağlı.

Benzer İçerikler

Geleceğin enerji yönetiminde akıllı şebekelerin rolü

Geleceğin enerji yönetiminde akıllı şebekelerin rolü