Swiss Re Institute ve London School of Economics'in yeni araştırması, küresel ekonomide riskler arasındaki bağlantıların giderek güçlendiğini ortaya koyuyor. Yapay zeka, enerji, lojistik ve finans sistemlerinin birbirine bağımlılığı, yerel bir aksaklığın çok sayıda sektörü etkileyen ekonomik kayıplara dönüşmesine yol açabiliyor.
Bir sanayi bölgesindeki elektrik dağıtım merkezini sel bastığını düşünün. Bölgedeki fabrikalar üretime ara veriyor, veri merkezlerinde hizmet kesintileri yaşanıyor, lojistik operasyonları aksıyor. Siparişler zamanında teslim edilemeyince işletmelerin gelirleri ve nakit akışları da etkilenmeye başlıyor. Tek bir noktada başlayan sorun, birbirine bağlı sistemler üzerinden geniş bir ekonomik alana yayılıyor.
Küresel ekonominin giderek daha fazla karşı karşıya kaldığı tehlike tam da bu. Teknoloji, enerji, üretim ve finans sistemleri arasındaki bağlantılar verimliliği artırırken krizlerin yayılabileceği yeni yollar da oluşturuyor. Swiss Re Institute ile London School of Economics'in (LSE) Eylül 2026'da yayımladığı The Age of Interconnected Risks(Birbirine Bağlı Riskler Çağı) araştırması, bu dönüşümün boyutlarını ortaya koyuyor.
Riskler arasındaki bağlantılar yüzde 24 arttı
Araştırma kapsamında ABD merkezli, uluslararası faaliyetleri bulunan 91 Fortune 100 şirketinin risk bildirimleri incelendi. Şirketlerin 2019 ve 2026 yıllarında yayımladıkları raporlar karşılaştırıldığında, tanımlanan riskler arasındaki ortalama bağlantı sayısının yüzde 24 arttığı belirlendi.
Yapay zeka ve yeni teknolojilerle ilgili riskleri bildiren şirketlerin oranı 2019'da yüzde 40 iken 2026'da yüzde 69'a yükseldi. İklim değişikliği riskine yer verenlerin oranı ise aynı dönemde yüzde 27'den yüzde 58'e çıktı. Bu veriler, şirketlerin risk algısında yaşanan değişimi gösteriyor. Araştırmanın ölçtüğü yüzde 24'lük artış, gerçekleşen krizlerin sayısını temsil etmiyor. Ancak şirketlerin artık riskleri birbirinden bağımsız başlıklar olarak değerlendirmekte zorlandığına işaret ediyor.
Araştırmanın merkezinde sistemik risk kavramı bulunuyor. Sistemik risk, bir noktada ortaya çıkan sorunun bağlantılar yoluyla yayılması ve ekonomik sistemin geniş bir bölümünün işleyişini bozması anlamına geliyor. Böyle bir durumda krizin sonuçlarını belirleyen en önemli unsurlardan biri, başlangıçtaki olayın büyüklüğü kadar olayın hangi kritik sistemleri etkilediği oluyor.
Enerji kesintisi dijital ekonomiyi nasıl etkiliyor?
Enerji altyapısı, birbirine bağlı risklerin en somut örneklerinden birini oluşturuyor. Fabrikalardan hastanelere, bankalardan veri merkezlerine kadar pek çok kuruluş kesintisiz elektrik tedarikine ihtiyaç duyuyor. Özellikle yapay zekanın yaygınlaşmasıyla birlikte veri merkezlerinin ekonomik önemi artıyor. Ancak bu tesislerin faaliyetleri elektrik, soğutma, iletişim ağları ve özel donanımların kesintisiz çalışmasına bağlı.
2025 yılında İspanya ve Portekiz'de yaşanan geniş çaplı elektrik kesintisi, kritik altyapılardaki sorunların ekonomik faaliyetleri nasıl etkileyebileceğini gösterdi. Swiss Re ve LSE araştırması da bu olayı altyapı bağımlılıklarından kaynaklanan kırılganlıklara örnek gösteriyor.
Doğal afetler de benzer bir zinciri harekete geçirebilir. Araştırmaya göre Tayvan'daki yarı iletken üretim tesislerinin yaklaşık yüzde 88'i çok yüksek deprem tehlikesi bulunan bölgelerde yer alıyor. Küresel teknoloji üretimi açısından önemli olan bu tesislerde yaşanabilecek uzun süreli bir aksama, otomotivden elektronik cihazlara kadar pek çok sektörü etkileyebilir. Üstelik bir işletmenin kendi tesisinin hasar görmesi gerekmiyor. Elektrik sağlayıcısının, kritik bir tedarikçinin veya lojistik bağlantısının devre dışı kalması da faaliyetlerin durmasına neden olabiliyor.
Yapay zeka risklerin yayılma hızını artırabilir
Yapay zeka, küresel ekonomiye önemli verimlilik fırsatları sunarken yeni bağımlılıklar da yaratıyor. Araştırmaya göre 2024 yılında küresel bulut altyapısının yüzde 70'i üç büyük sağlayıcının kontrolündeydi. Böyle bir yoğunlaşma, aynı hizmet sağlayıcısını kullanan farklı sektörlerdeki işletmelerin tek bir teknik aksaklıktan eş zamanlı etkilenebilmesi anlamına geliyor.
Yapay zekanın finansal sistemlerde kullanılması ise farklı bir risk alanı oluşturuyor. Bankalar, yatırım kuruluşları ve diğer finansal aktörler benzer algoritmalara dayalı karar sistemleri kullandığında, piyasalardaki bir gelişmeye aynı anda ve benzer tepkiler verme ihtimali artabiliyor. Örneğin; finansal piyasalarda beklenmedik bir fiyat hareketi, otomatik sistemlerin eş zamanlı satış kararları vermesine yol açabilir. Bu durum fiyat düşüşlerini hızlandırabilir, likidite ihtiyacını artırabilir ve başlangıçta sınırlı olan dalgalanmanın büyümesine neden olabilir. Buradaki temel sorun, teknolojinin karar alma hızının kriz yönetimi için gereken müdahale süresini daraltabilmesi.
Tedarik zincirlerindeki görünmeyen bağımlılıklar
Küresel üretim ağlarında bir ürünün tamamlanması çoğu zaman farklı ülkelerdeki onlarca tedarikçinin zamanında teslimat yapmasına bağlı. Bir limanda meydana gelen aksama, kritik ham maddelerin ulaşmasını geciktirebilir. Tek bir bileşenin eksikliği üretimi durdurabilir. Teslimatlar geciktikçe stok maliyetleri artabilir, müşteri siparişleri ertelenebilir ve işletmelerin finansal yükümlülüklerini yerine getirmesi güçleşebilir.
Swiss Re Institute'un Temmuz 2026'da yayımladığı ayrı bir araştırma, işletmelerin bu bağımlılıkları ne ölçüde değerlendirdiğine ilişkin dikkat çekici bulgular içeriyor. Avrupa Fortune 500 şirketlerinin kamuya açık bildirimleri üzerinde yapılan analize göre şirketlerin yüzde 43'ü kendi tesislerine yönelik fiziksel risk değerlendirmesi yaptığını bildirirken tedarikçilerinin tesislerini de bu değerlendirmeye dahil ettiğini açıklayanların oranı yalnızca yüzde 7. Bağımlı oldukları daha geniş altyapıyı değerlendirdiğini bildirenlerin oranı ise yüzde 2'nin altında kalıyor.
Bu tablo, işletmelerin kendi operasyonlarını korumaya odaklanırken tedarik zincirlerindeki bazı kritik bağlantıları yeterince göremeyebildiğini gösteriyor. Türkiye açısından da konu önem taşıyor. Otomotiv, beyaz eşya, tekstil ve gıda gibi sektörlerde üretim sürekliliği; enerji tedarikinden ithal girdilere, uluslararası taşımacılıktan dijital sipariş sistemlerine kadar birçok unsurun birlikte çalışmasını gerektiriyor.
Operasyonel kriz finansal krize dönüşebilir
Zincirleme risklerin etkisi üretim ve lojistikle sınırlı kalmayabiliyor. Faaliyetleri aksayan işletmelerin gelir kaybı yaşaması, nakit akışlarının bozulması ve borç ödeme kapasitelerinin zayıflaması finansal sisteme de yansıyabiliyor. Bu süreçte bankalar daha yüksek kredi riskiyle karşılaşabilir, finansmana erişim zorlaşabilir ve yatırım kararları ertelenebilir. Aynı dönemde enerji maliyetlerinin yükselmesi veya finansal piyasalarda sert hareketler yaşanması, şirketler üzerindeki baskıyı artırabilir.
Swiss Re ve LSE araştırması, dijitalleşen finans sisteminde bu tür etkilerin geçmişe kıyasla daha hızlı yayılabileceğine dikkat çekiyor. Anlık ödemeler, otomatik işlemler ve birbirine bağlı finansal kuruluşlar, krizlerin aktarım mekanizmalarını değiştiriyor. Dolayısıyla bir enerji veya teknoloji kesintisi, koşulların ağırlaşması halinde finansal istikrarı etkileyebilecek daha geniş bir sürecin başlangıç noktası haline gelebiliyor.
Sigortacılar zincirleme riskleri nasıl değerlendiriyor?
Riskler arasındaki bağlantıların güçlenmesi, sigorta sektörünün risk değerlendirme yöntemlerini de etkiliyor. Geleneksel yaklaşımda bir fabrikanın yangın, sel veya deprem riski öncelikle kendi fiziksel özellikleri ve bulunduğu bölge üzerinden incelenirken günümüzde tesisin bağlantılı olduğu kritik altyapılar da önem kazanıyor. Örneğin; aynı elektrik şebekesine, bulut hizmetine veya tedarikçiye bağımlı yüzlerce işletme, tek bir olaydan aynı anda etkilenebilir. Sigortacılıkta risk birikimi olarak ele alınan bu durum, bir olayın çok sayıda sigortalı ve farklı sigorta branşları üzerinde hasar oluşturma potansiyelini ifade ediyor. Bu nedenle sigorta ve reasürans şirketleri, risk mühendisliği çalışmalarında kritik bağımlılıkların belirlenmesine, coğrafi yoğunlaşmaların incelenmesine ve olası kriz senaryolarının modellenmesine giderek daha fazla önem veriyor.
Swiss Re Institute'un Eylül 2026 tarihli Time to Build araştırması da özellikle veri merkezleri ve büyük altyapı yatırımlarında ortak enerji şebekeleri, iletişim ağları ve uzmanlaşmış tedarikçiler nedeniyle hasarların birbiriyle ilişkili hale gelebildiğini vurguluyor. Bu süreçte sigorta programlarının kapsamı da önem kazanıyor. İş durması sigortası, tedarikçiye bağlı iş durması teminatları ve siber risk sigortaları, karşılaşılan olayın niteliğine göre finansal koruma sağlayabilir. Ancak teminatın devreye girmesi; poliçede tanımlanan risklere, fiziksel hasar koşullarına, bekleme sürelerine, limitlere ve istisnalara bağlıdır. Reasürans ise büyük ve yoğunlaşmış risklerin daha geniş bir sermaye yapısına dağıtılmasında önemli bir rol üstleniyor.
İşletmeler zincirleme risklere karşı nasıl hazırlanabilir?
Araştırmanın iş dünyasına yönelik en önemli mesajlarından biri, krizlere hazırlığın işletmenin kendi sınırlarının ötesine taşınması gerektiği. İlk adım, kritik bağımlılıkların belirlenmesi. Hangi tedarikçinin, enerji altyapısının veya dijital hizmetin devre dışı kalması faaliyetleri durdurabilir? Bu hizmetlerin alternatifleri bulunuyor mu? Kesintinin bir gün, bir hafta veya daha uzun sürmesi halinde ne kadar finansal kayıp oluşabilir? Bu soruların yanıtları, etkili bir iş sürekliliği planının temelini oluşturuyor.
Alternatif tedarikçilerle çalışmak, kritik ekipmanlar için uygun stok seviyeleri oluşturmak, yedek enerji ve iletişim çözümleri geliştirmek, senaryo analizleri yapmak ve sigorta teminatlarını düzenli olarak gözden geçirmek işletmelerin dayanıklılığını artırabilecek önlemler arasında yer alıyor. Küresel ekonomide sektörler arasındaki bağlantılar ticareti, teknolojiyi ve üretimi geliştirmeye devam ediyor. Ancak bu bağlantıların birkaç kritik altyapı veya hizmet sağlayıcısında yoğunlaşması, beklenmedik olayların etkisini büyütebiliyor.
Bu nedenle işletmeler ve sigortacılar açısından artık yanıtlanması gereken iki temel soru var: Bir kriz nerede başlayabilir ve başladıktan sonra hangi yollarla, ne kadar uzağa yayılabilir?