Aşırı sıcaklar kentlerde ev yangını riskini artırıyor

Aşırı sıcaklar kentlerde ev yangını riskini artırıyor

Aşırı sıcaklarla birlikte artan klima kullanımı, şehirlerin elektrik şebekelerini zorluyor. Gerilim dalgalanmaları, yüklenme ve bakımsız ekipman ev yangını riskini büyütüyor.

Aşırı sıcaklarla birlikte artan klima kullanımı, şehirlerin elektrik şebekelerini zorluyor. Gerilim dalgalanmaları, yüklenme ve bakımsız ekipman ev yangını riskini büyütüyor. 

İklim krizinin sert etkileriyle birlikte daha sık ve uzun süreli yaşanan sıcak hava dalgaları, şehirlerin elektrik altyapısı üzerindeki baskıyı artırıyor. Klima kullanımının yoğunlaştığı saatlerde yükselen enerji talebi; eskiyen şebekelerden bina içi tesisatlara kadar uzanan geniş bir alanda aşırı ısınma, kısa devre ve yangın riskini gündeme getiriyor.

Kentlerde sıcaklık arttığında enerji tüketimi de hızla yükseliyor. Evlerde, iş yerlerinde ve alışveriş merkezlerinde aynı anda çalışan klimalar elektrik sisteminde ani yük artışlarına neden oluyor. Uluslararası Enerji Ajansı, artan klima kullanımını küresel elektrik talebindeki büyümenin temel nedenlerinden biri olarak gösteriyor. Dünya genelindeki elektrik tüketiminin 2027 yılına kadar yılda yaklaşık olarak yüzde 4 oranında büyümesi bekleniyor.

Aşırı sıcaklarda trafoların soğuması zorlaşıyor, iletim hatlarındaki kayıplar artıyor ve elektrik ekipmanlarının çalışma ömrü kısalıyor.
Aşırı sıcaklarda trafoların soğuması zorlaşıyor, iletim hatlarındaki kayıplar artıyor ve elektrik ekipmanlarının çalışma ömrü kısalıyor.

Bakıldığında Türkiye’de de benzer bir tablo olduğu ortaya çıkıyor. Temmuz 2025’te artan klima kullanımıyla saatlik elektrik tüketimi 59 gigavatsaate çıkarak tarihi zirveye ulaştı. Verilere bakıldığında bu tüketimin yaklaşık yüzde 18’inin soğutma ihtiyacından kaynaklandığı görülüyor. Türkiye’de soğutma amaçlı elektrik talebinin son üç yılda yüzde 26 artması, sıcak hava dalgalarının enerji sistemleri üzerindeki etkisini ortaya koyuyor.

Gelelim risk meselesine… Elektrik şebekeleri belirli sıcaklık ve yük koşullarına göre tasarlanıyor malum. Hava sıcaklığının yükselmesi, enerji talebini artırırken sistemin taşıma kapasitesini de düşürebiliyor. Aşırı sıcaklarda trafoların soğuması zorlaşıyor, iletim hatlarındaki kayıplar artıyor ve elektrik ekipmanlarının çalışma ömrü kısalıyor.

Şebekede yaşanan gerilim dalgalanmaları ve yaşanan kesintiler, riskin binalara kadar ulaşmasına neden olabiliyor. Elektriğin kesilip yeniden gelmesi sırasında oluşan ani gerilim değişiklikleri; klimalara, buzdolaplarına, şarj cihazlarına ve diğer elektronik ekipmanlara zarar verebiliyor. Koruma sistemi bulunmayan veya eski tesisata sahip yapılarda kısa devre ve ark oluşumu yazık ki yangınla sonuçlanabiliyor.

Elektrik dalgalanmasının bir cihazda oluşturduğu zarar ile bu arızanın yol açtığı yangın hasarı poliçede farklı hükümler altında değerlendirilebilir.
Elektrik dalgalanmasının bir cihazda oluşturduğu zarar ile bu arızanın yol açtığı yangın hasarı poliçede farklı hükümler altında değerlendirilebilir.

Evlerdeki tehlike ise sadece dış şebekenin durumuyla sınırlı değil. Aynı priz veya uzatma kablosuna birden fazla yüksek güç tüketen cihaz bağlanması, yetersiz kesite sahip kablolar, gevşemiş bağlantılar ve yıllardır kontrol edilmeyen elektrik panoları sıcak havalarda çok daha kırılgan bir hale gelebiliyor. Klima motorlarının uzun süre aralıksız çalışması ve bakımsız cihazlarda biriken toz da aşırı ısınma ihtimalini yükseltiyor.

ABD Ulusal Yangından Korunma Birliğinin 2020-2024 dönemine ilişkin verilerine göre evlerdeki elektrik yangınlarının yüzde 47’sinde elektrik dağıtımı, aydınlatma veya üçlü ya da uzatma kabloları gibi enerji aktarım ekipmanları tutuşmaya karıştı. Elektrikli yangınların yüzde 36’sında ilk tutuşan unsur kablo veya kablo yalıtımı olurken iklimlendirme ekipmanları yangınların yaklaşık yüzde 9’unda aktif rol oynadı. Bu veriler doğrudan iklim krizine atfedilemese de sıcaklıkla artan elektrik yükünün mevcut tesisat kusurlarıyla birleştiğinde yaratabileceği tehlikeyi açık biçimde gösteriyor.

Kesintiler yeni riskleri beraberinde getiriyor

Aşırı sıcak sırasında yaşanan elektrik kesintileri, haneleri jeneratör ve taşınabilir güç kaynakları kullanmaya yöneltiyor. Kapalı veya yetersiz havalandırılan alanlarda kullanılan jeneratörler yangın sırasında karbonmonoksit zehirlenmesine de yol açabiliyor. Düşük kaliteli taşınabilir bataryalar, güneş enerjisi depolama sistemleri ve uygun olmayan şarj ekipmanları ise aşırı ısınma ve termal kaçak riski taşıyor.

Şehirlerdeki yangın riskini büyüten bir başka unsur da itfaiye ve acil durum hizmetlerinin aynı sıcak hava dalgası sırasında çok sayıda olayla karşılaşması ve her birine yetişmekte yetersiz kalabilmesi. Enerji kesintileri trafik sistemlerini, haberleşmeyi, su pompalarını ve bina güvenlik donanımlarını direkt etkileyebiliyor. Elektrik kaynaklı küçük bir yangın, otomatik söndürme veya alarm sistemlerinin çalışmadığı koşullarda daha ağır bir hasara dönüşebiliyor.

Poliçe düzenlenirken binanın tesisat yaşıyla birlikte son bakım tarihi ve yüksek güç tüketen cihazların kullanım biçimi sorgulanmalı.
Poliçe düzenlenirken binanın tesisat yaşıyla birlikte son bakım tarihi ve yüksek güç tüketen cihazların kullanım biçimi sorgulanmalı.

Sigortada bina kadar altyapı da değerlendirilmeli

Artan risk, konut ve iş yeri sigortalarında elektrik tesisatının yaşını, bakım durumunu ve koruma donanımlarını daha önemli hale getiriyor. Yangın teminatı birçok poliçenin temel güvenceleri arasında yer alsa da hasarın nedeni, poliçedeki istisnalar, bakım yükümlülükleri ve elektriksel hasarlara ilişkin özel şartlar da tazminat sürecini etkileyebiliyor.

Elektrik dalgalanmasının doğrudan bir cihazda oluşturduğu zarar ile bu arızanın yol açtığı yangın hasarı poliçede farklı hükümler altında değerlendirilebilir. Elektronik cihaz, makine kırılması, konut eşya ve kâr kaybı teminatlarının ihtiyaca göre birlikte ele alınması gerekiyor. Güneş paneli, batarya sistemi veya elektrikli araç şarj ünitesi bulunan yapılarda bu ekipmanların poliçeye doğru bedel ve kullanım bilgileriyle dahil edilmesi de önem taşıyor.

Site yönetimleri ve bina sahipleri açısından düzenli termal kamera kontrolleri, kaçak akım rölelerinin test edilmesi, elektrik panolarının bakımı ve klima hatlarının ayrı sigortalarla korunması etkili önlemler arasında bulunuyor. Akım korumalı prizler, gerilim koruma röleleri ve sertifikalı şarj ekipmanları da hane içindeki riski azaltabiliyor. Poliçe düzenlenirken binanın tesisat yaşıyla birlikte son bakım tarihi ve yüksek güç tüketen cihazların kullanım biçimi sorgulanmalı.

İklim krizinin kentlerde yarattığı enerji riski, elektrik tüketiminin yükselmesinden ibaret değil. Şebekenin taşıma kapasitesi, bina içi tesisatın durumu, cihaz güvenliği ve acil müdahale imkânları aynı risk zincirinin parçalarını oluşturuyor. Kentlerin iklim değişikliğine uyumu; enerji altyapısının güçlendirilmesini, eski binaların elektrik sistemlerinin yenilenmesini ve sigorta çözümlerinin değişen kullanım alışkanlıklarına göre güncellenmesini gerektiriyor.

Benzer İçerikler

Trafo krizi nereye gidiyor

Trafo krizi nereye gidiyor