Yapay zekânın verdiği yanlış bir yanıt; finansal kayba, veri ihlaline, itibar zararına veya fikrî mülkiyet davasına dönüşebilir. Peki, sigorta burada nasıl bir yere konumlanıyor?
Yapay zeka sistemleri müşteri hizmetlerinden insan kaynaklarına, sağlık danışmanlığından finansal analizlere kadar çok sayıda iş sürecine yerleşiyor. Şirketler üretken yapay zekayı kullanarak rapor hazırlıyor, hukuki metinleri inceliyor, reklam içerikleri oluşturuyor ve müşterilere öneriler sunuyor. Bu kullanım alanları genişledikçe, yapay zekâ kaynaklı hataların hangi sigorta poliçesi kapsamında değerlendirileceği de daha karmaşık hale geliyor. Yapay zekanın bütün risklerini kapsayan standart ve ortak bir poliçe yapısından söz etmek henüz mümkün değil. Mevcut durumda zararlar; siber, mesleki sorumluluk, teknoloji hata ve ihmal, medya sorumluluk, yönetici sorumluluk ve fikrî mülkiyet poliçeleri arasında dağılıyor. Sorun tam da bu noktada başlıyor. Aynı olay birden fazla poliçeyi ilgilendirebildiği gibi hiçbir poliçenin açıkça sahiplenmediği gri bir alanda da kalabiliyor.
Her yapay zeka hatası siber olay değil
Bir şirketin yapay zeka destekli sohbet robotunun müşteriye yanlış fiyat vermesi, olmayan bir indirim vadetmesi veya hatalı yatırım bilgisi sunması ilk bakışta teknolojik bir sorun gibi görünebilir. Fakat olayda sisteme izinsiz giriş, veri ihlali, kötü amaçlı yazılım veya ağ kesintisi bulunmuyorsa standart siber poliçenin devreye girmesi kesin değildir.
Siber sigortalar ağırlıklı olarak veri ihlali, gizlilik ihlali, siber saldırı, fidye yazılımı, ağ güvenliği sorumluluğu ve dijital iş kesintisi gibi olaylara odaklanıyor. Yapay zekâ aracına yapılan bir saldırı sonucunda kişisel verilerin açığa çıkması veya modelin ele geçirilerek sistemlerin durdurulması siber teminatı gündeme getirebilir.
Buna karşılık modelin herhangi bir saldırı olmadan yanlış bilgi üretmesi, hatalı karar vermesi ya da beklenen performansı gösterememesi genellikle bir “çıktı” veya “hizmet kusuru” olarak değerlendirilir. Bu durumda mesleki sorumluluk ya da teknolojik hata ve ihmal sigortası daha ilgili hale gelebilir. Bu noktada ayrımı basitleştirmek gerekirse siber sigorta çoğunlukla “sisteme veya veriye ne oldu?” sorusuna, mesleki sorumluluk sigortası ise “müşteriye sunulan hizmet nedeniyle hangi zarar doğdu?” sorusuna yanıt verir.
Halüsinasyon mesleki hataya dönüşebilir
Üretken yapay zeka sistemlerinin doğruymuş gibi görünen ancak gerçekte yanlış veya uydurulmuş bilgiler üretmesi “halüsinasyon” olarak adlandırılıyor. Halüsinasyon tek başına sigortalanabilir bir zarar değil. Sigorta açısından önem kazanması için bu yanlış çıktının üçüncü bir kişiye ölçülebilir bir zarar vermesi ve işletmeye karşı bir talep doğurması gerekiyor. Bir hukuk şirketinin yapay zekanın ürettiği sahte içtihatları kontrol etmeden mahkemeye sunması, bir danışmanlık şirketinin yanlış veriye dayalı rapor hazırlaması veya sağlık kuruluşunun hatalı bir öneriyi hastaya aktarması mesleki sorumluluk ihlali iddiasıyla sonuçlanabilir. Böyle bir olayda değerlendirilecek temel konu, işletmenin profesyonel hizmetini beklenen özen düzeyinde sunup sunmadığı oluyor.
Poliçenin “mesleki hizmet” tanımı, yapay zeka destekli faaliyetleri kapsıyorsa savunma giderleri, uzlaşma bedelleri ve üçüncü kişilerin finansal kayıpları teminata konu olabilir. Ancak bazı poliçelerde teknoloji arızası, doğrulanmamış otomatik içerik, sözleşmeyle üstlenilen geniş sorumluluklar veya belirli yapay zekâ uygulamaları kapsam dışında bırakılabilir. Yapay zekanın yanıtını insan müdahalesi olmadan müşteriye ulaştırmak ile bu yanıtı uzman kontrolünden geçirerek kullanmak, sigortacının risk değerlendirmesini de değiştirecek elbette. İnsan denetimi tamamen kaldırıldığında işletmenin ihmalinin yanı sıra bilinçli şekilde kabul ettiği operasyonel risk de tartışılabilir.
Fikrî mülkiyet riski iki noktada ortaya çıkıyor
Üretken yapay zekada fikrî mülkiyet riski hem girdi hem çıktı aşamasında doğuyor. Çalışanların gizli belgeleri veya telifli içerikleri açık sistemlere yüklemesi ticari sır ve gizlilik ihlallerine; modelin ürettiği metin, görsel, müzik ya da kodun korunan eserlerle benzerlik taşıması ise telif ve marka taleplerine yol açabilir. Bu iddialar, poliçe şartlarına göre medya sorumluluk veya bağımsız fikrî mülkiyet sigortaları kapsamında değerlendirilebilir. Medya poliçeleri telif ihlali, karalama, özel hayatın ihlali ve izinsiz içerik kullanımını kapsayabilir. Patent ihlalleri, ticari sırların kötüye kullanılması ve kasıtlı eylemler ise sıklıkla ayrı değerlendirilir veya kapsam dışında bırakılır. Ülkeler arasındaki hukuki farklılıklar da sigortalanabilirliğin sınırlarını etkiler.
Yönetici sorumluluk sigortasının sınırları
Yönetimin bilinen riskleri görmezden gelmesi, yeterli denetim kurmaması, yanıltıcı açıklamalar yapması veya mevzuata aykırı uygulamaları sürdürmesi hissedarların, yatırımcıların ya da düzenleyici kurumların taleplerine yol açabilir. Poliçe, belirli koşullarda yöneticilere yöneltilen iddiaların savunma giderlerini ve tazminatları karşılayabilir. Buna karşılık veri ihlali, fikrî mülkiyet, mesleki hizmet, kasıtlı davranış ve önceden bilinen olaylara ilişkin istisnalar kapsamı daraltabilir. Yapay zekaya özel istisnalar da ayrıca incelenmeli.
Şirketler öncelikle hangi departmanın hangi modeli, hangi veriyle ve hangi karar süreçlerinde kullandığını belirlemeli. Sonuçta müşteriye yanıt veren bir sohbet robotuyla yalnızca metin düzenleyen bir aracın risk düzeyi aynı kabul edilemez. O nedenle de kredi, işe alım, sağlık, hukuk ve güvenlik alanlarındaki sistemler daha sıkı değerlendirilmeli.
Envanterde model sağlayıcısı, kullanım amacı, işlenen veriler, insan denetimi, performans ölçütleri, hata kayıtları ve sözleşmeyle üstlenilen sorumluluklar bulunmalı. Siber, mesleki sorumluluk, yönetici sorumluluk ve medya poliçeleri; yapay zeka tanımları, istisnalar, alt limitler, geriye yürürlük tarihi ve ihbar şartları bakımından birlikte incelenmelidir. Temel soru “Yapay zeka kullanıyor musunuz?” değil, “Yapay zekâ hangi zararı, kime ve hangi yolla verebilir?” olmalı. Sigortalanabilir alan bu yanıt üzerinden belirlenebilir.
Not: Teminat kapsamı, poliçenin özel şartlarına, istisnalarına ve uygulanacak hukuka göre değişir. Her olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.