Yeşil lojistik sigortacılığında yeni denge

Yeşil lojistik sigortacılığında yeni denge

Avrupa Yeşil Mutabakatı, özellikle elektrikli filo yatırımları ve karbon muhasebesini devamlılığın merkezi haline getiriyor. Sorumuz şu: “Bu nasıl bir risk–fırsat dengesi oluşturuyor?”

Avrupa Yeşil Mutabakatı, özellikle elektrikli filo yatırımları ve karbon muhasebesini devamlılığın merkezi haline getiriyor. Sorumuz şu: “Bu nasıl bir risk–fırsat dengesi oluşturuyor?”

Avrupa Yeşil Mutabakatı (European Green Deal), 1 Aralık 2019 tarihli politika paketi. İçeriği, 2050 yılına kadar Avrupa Birliği ülkelerinin net sera gazı emisyonlarının sıfırlanmasını, ekonomik büyümenin doğal kaynaklardan bağımsız olarak gerçekleşmesini ve bu hedefte hiçbir bölgenin geride bırakılmamasını hedefliyor.

Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında lojistik sektörünün de geleceği artık yalnızca çevresel bir gündemin değil, aynı zamanda ticari sürdürülebilirliğin merkezi. Karbon sınır düzenlemelerinden emisyon raporlamasına, elektrikli filo yatırımlarından çevresel risk modellemelerine kadar uzanan bu dönüşüm, lojistik şirketlerini kapsamlı bir “yeşil” yeniden yapılanmaya zorluyor. Bu süreçte sigorta sektörü hem risk yönetiminin ana aktörü hem de dönüşümün hızlandırıcısı hâline geliyor. Peki yeşil lojistikte sigortacılık açısından nasıl bir risk–fırsat dengesi oluşuyor?

Mutabakata göre sigorta ürünlerinin kapsamı, geleneksel yük ve nakliyat risklerinin ötesine geçerek sürdürülebilirlik odaklı maddeleri de kapsamak zorunda.
Mutabakata göre sigorta ürünlerinin kapsamı, geleneksel yük ve nakliyat risklerinin ötesine geçerek sürdürülebilirlik odaklı maddeleri de kapsamak zorunda.

Mutabakatın lojistik üzerindeki etkileri

Mutabakat, taşımacılık şirketlerine birkaç temel yükümlülük getiriyor. İşte bunlardan öne çıkanlar:

  • Daha düşük karbon yoğunluğu
  • Alternatif yakıt kullanımının artması
  • Karbon muhasebesi ve sürdürülebilirlik raporlaması
  • Sınırda karbon düzenlemesine uyum (CBAM)

Bu gereksinimler haliyle filoların dönüşümü, operasyonel süreçlerin dijitalleşmesi ve çevresel risk yönetiminin güçlendirilmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla sigorta ürünlerinin kapsamı, geleneksel yük ve nakliyat risklerinin ötesine geçerek sürdürülebilirlik odaklı maddeleri de kapsamak zorunda.

Elektrikli ticari araçlar ve yeni nesil lojistik altyapısı sigorta şirketleri için yeni risk türleri yaratıyor. Riskler de çeşitleniyor bu noktada. Batarya kaynaklı hasar riskleri, şarj altyapısına bağlı operasyonel riskler gibi… Biraz daha detaylandırırsak, termal kaçak, yüksek voltaj sistem arızaları, kaza sonrası batarya maliyetleri, şarj istasyonlarının hasar görmesi, iş sürekliliği kaybı, elektrik kesintileri sayılabilir. Bir yandan da elektrikli araç onarımlarının daha spesifik uzmanlık gerektirmesi nedeniyle yedek parça ve tamir sürecinin uzunluğu da bir problem. Daha düşük kullanım kaynaklı risklere de bakmak gerekiyor. Elektrikli araçların daha az mekanik arıza çıkartması ve gerçek zamanlı sürüş verileriyle daha rafine prim hesaplamaları gibi...

Günün sonunda AB standartlarına uyum sağlayan şirketler, reasürans maliyetlerinde avantaj elde ediyor ve daha kolay sigortalanabiliyor.
Günün sonunda AB standartlarına uyum sağlayan şirketler, reasürans maliyetlerinde avantaj elde ediyor ve daha kolay sigortalanabiliyor.

Yeşil lojistiğin yeni güvencesi sigorta sektörü

Lojistik şirketlerinin karbon ayak izlerini düzenli ve doğrulanabilir biçimde raporlaması artık yalnızca mevzuat uyumu için değil sigortalanabilir olması belirleyici hâle geliyor. Sigortacılar karbon muhasebesini üç açıdan kullanıyor:

Risk fiyatlaması: Daha düşük emisyon, daha sürdürülebilir operasyonlar ve daha düşük risk profili demek.

Sürdürülebilirlik temelli poliçe indirimi: Karbon yoğunluğunu azaltan şirketler için teşvik mekanizmaları söz konusu.

Çevresel zarar sorumluluğu (EPL) risklerinin analizi: Karbon ayak izi ve çevresel etkiler, artık tazminat ihtimallerini değiştiren bir faktör. Karbon muhasebesi sayesinde lojistik şirketleri, sigorta şirketleriyle daha şeffaf risk paylaşımı yapabiliyor; sigortacılar ise daha doğru modelleme ve daha sağlam reasürans yapıları oluşturuyor.

Yeşil lojistikte yükselen riskler

Avrupa Yeşil Mutabakatı, yoğunlaşan iklim kaynaklı hasarları işaret ediyor. Sel, dolu, fırtına ve ekstrem sıcaklıklar; hem filo hem depo hem de rota planlamasını etkiliyor. Yine tedarik zinciri kırılganlığı, elektrikli araç ve batarya tedarik zincirindeki aksamaları getiriyor beraberinde. Hatalı çevresel beyanlar nedeniyle oluşan hukuki sorumluluklar söz konusu. Veri bütünlüğü ve dijitalleşme riskleri kapsamında, karbon verilerinin doğrulanması, telematik sistemlerin siber güvenliği sağlanmalı.

Risk varsa fırsat da var demek. Sigorta sektöründe oluşan yeni değer alanları söz konusu. Yeni sigorta ürünleri arasında şunlar öne çıkıyor:

  • Batarya garantisi sigortası
  • Şarj altyapısı sorumluluk sigortası
  • Karbon-nötr operasyon garantili poliçeler
  • Elektrikli filo dönüşüm danışmanlık paketleri

Günün sonunda AB standartlarına uyum sağlayan şirketler, reasürans maliyetlerinde avantaj elde ediyor ve daha kolay sigortalanabiliyor.

Yeşil lojistik, artık yalnızca çevre duyarlılığı anlamında gerekli olmanın ötesinde rekabet gücü ve pazar erişimi için de hayli zorunlu. Sigorta sektörü bu dönüşümde hem risk ortağı hem de stratejik yol arkadaşı rolünü üstleniyor. Elektrikli filo yatırımları, karbon muhasebesi, çevresel sorumluluk ve iklim riskleri gibi alanlarda doğru tasarlanmış sigorta ürünleri; lojistik şirketlerinin “Avrupa Yeşil Mutabakatı”na uyum sürecinde finansal ve operasyonel güvence sağlıyor.

Bu noktada “geleceğin lojistiği daha sessiz, daha temiz ve daha dijital olacak.” diyebiliriz. Bu yeni ekosistemde sigorta şirketleri yalnızca hasar ödeyen konumundan çıkıp dönüşümü mümkün kılan bir güç olarak yeniden şekillenecek.

Benzer İçerikler

PSM Awards 2020'de yılın en iyileri seçildi.

PSM Awards 2020'de yılın en iyileri seçildi.