Marina ve teknelerde görünmeyen riskler

Marina ve teknelerde görünmeyen riskler

Yaz dönemi tekneler denizle buluştu. Bu dönemde bakım, yangın güvenliği, elektrik altyapısı, fırtına hazırlığı, siber güvenlik ve sigorta kapsamı çok daha fazla önem kazanıyor.

Yaz dönemi tekneler denizle buluştu. Bu dönemde bakım, yangın güvenliği, elektrik altyapısı, fırtına hazırlığı, siber güvenlik ve sigorta kapsamı çok daha fazla önem kazanıyor.

Yaz ayları, denizcilik sektörü için yılın en hareketli dönemlerinden biri. Tekne sahipleri için bu dönem, denizle buluşma, bakım sonrası kullanım ve uzun seyir planları anlamına geliyor. Marina işletmeleri için de artan doluluk, yoğun enerji kullanımı, yakıt ikmali, teknik servis hareketliliği ve güvenlik sorumlulukları da öne çıkıyor. Sezon hazırlığı yalnızca teknelerin temizlenmesi, motor bakımının yapılması ya da bağlama yerlerinin düzenlenmesiyle sınırlı değil. Yaz aylarında artan sıcaklık, yoğun kullanım, elektrik yükü, ani hava değişimleri ve insan trafiği; tekneler ve marinalar için görünmeyen riskleri daha belirgin hale getiriyor.

Yangın ve fırtına riskine dikkat

Marinalarda ve teknelerde yaz aylarının en önemli risklerinden biri yangın. Özellikle artan sıcaklıklar, yoğun elektrik kullanımı, akü şarj sistemleri ve yakıt operasyonları yangın ihtimalini yükseltiyor. Klima sistemleri, soğutucular, elektronik ekipmanlar ve kıyı elektrik bağlantılarının aynı anda çalışması elektrik yükünü artırırken, eskiyen kablolar veya bakımı ihmal edilen sistemler tehlike yaratabiliyor. Yangınların büyük bölümü de bakıldığında son derece küçük teknik aksaklıklardan kaynaklanıyor. Bu nedenle sezon başlamadan önce elektrik tesisatı, akü sistemleri, yakıt hatları ve yangın söndürme ekipmanlarının kontrol edilmesi büyük önem taşıyor.

Elektrikli ve hibrit teknelerin yaygınlaşması ise bu konuyu daha da önemli hale getiriyor.
Elektrikli ve hibrit teknelerin yaygınlaşması ise bu konuyu daha da önemli hale getiriyor.

Modern yatlara bakış değişeli çok oldu elbette ancak pandemi sonrası onlar deniz aracı olmaktan neredeyse tamamen çıktı ve yüzen yaşam alanları olarak kabul edilmeye başladı. Bu nedenle de yatlardaki klima sistemlerinden eğlence ünitelerine kadar çok sayıda ekipman neredeyse aralıksız enerji tüketiyor. Özellikle marinalarda yoğun sezonla birlikte elektrik talebi ciddi şekilde yükseliyor. Aşırı yüklenme, kaçak akım sorunları veya uygunsuz bağlantılar hem ekipman hasarlarına hem de yangınlara neden olabiliyor. Elektrikli ve hibrit teknelerin yaygınlaşması ise bu konuyu daha da önemli hale getiriyor. Şarj altyapılarının güvenliği, batarya yönetimi ve enerji kapasitesi planlaması artık marina işletmelerinin öncelikli gündemleri arasında yer alıyor.

Yaz ayları çoğunlukla sakin hava koşullarıyla ilişkilendirilse de son yıllarda ani fırtınalar ve sert hava olayları daha sık görülmeye başladı. İklim değişikliğinin etkisiyle kısa sürede gelişen kuvvetli rüzgârlar ve sağanaklar, özellikle marinada bağlı tekneler açısından ciddi risk oluşturabiliyor. Bu nedenle bağlama halatlarının, usturmaçaların ve demirleme sistemlerinin sezon öncesinde kontrol edilmesi gerekiyor. Marina yönetimlerinin de kötü hava senaryoları için güncel acil durum planlarına sahip olması önem taşıyor.

Hatalı bağlama, yakıt ikmali sırasında yapılan dikkatsizlikler veya güvenlik prosedürlerine uyulmaması ciddi sonuçlar doğurabiliyor.
Hatalı bağlama, yakıt ikmali sırasında yapılan dikkatsizlikler veya güvenlik prosedürlerine uyulmaması ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

Akıllı marinalar ve insan hataları

Dijitalleşme sonsuz kollu bir ahtapot gibi her sektöre dokunuyor ve her sektörü dönüştürüyor. Dolayısıyla denizcilik sektörünü de etkiliyor. Akıllı marina sistemleri sayesinde enerji tüketimi izlenebiliyor, rezervasyon işlemleri yönetilebiliyor ve güvenlik sistemleri uzaktan kontrol edilebiliyor. Bu dönüşüm yeni bir risk alanını da beraberinde getiriyor ki o da siber güvenlik! Rezervasyon sistemleri, ödeme altyapıları, kamera ağları ve uzaktan erişim uygulamaları siber saldırıların hedefi haline gelebiliyor. Özellikle yoğun sezonda yaşanacak bir sistem kesintisi, marina operasyonlarını doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle güçlü parola politikaları, düzenli yazılım güncellemeleri ve veri güvenliği uygulamaları artık fiziksel güvenlik kadar önem taşıyor. Yaz aylarında marina ve yat trafiğinin artması, insan kaynaklı riskleri de yükseltiyor. Hatalı bağlama işlemleri, yakıt ikmali sırasında yapılan dikkatsizlikler, ekipman kullanımındaki eksiklikler veya güvenlik prosedürlerine uyulmaması ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu noktada da özellikle “charter” tekneler ve sezonluk kullanıcılar nedeniyle güvenlik bilgilendirmelerinin düzenli yapılması önem taşıyor.

Deniz keyfinin kesintiye uğramaması için en doğru yaklaşım, risk ortaya çıkmadan önce risk kalemlerini görebilmekten geçiyor.
Deniz keyfinin kesintiye uğramaması için en doğru yaklaşım, risk ortaya çıkmadan önce risk kalemlerini görebilmekten geçiyor.

Önleyici sigortacılığın yeri ve önemi büyük

Günümüzde sigortacılık yalnızca hasar sonrası devreye giren bir güvence sistemi olmaktan çıkıyor. Corpus Sigorta da önleyici sigortacılık yaklaşımıyla risk gerçekleştiğinde hasarı karşılamanın ötesine geçerek, riskleri ortaya çıkmadan önce öngörmeye ve azaltmaya odaklanıyor. Bu anlayış yat sahipleri ve marina işletmeleri açısından da giderek daha fazla önem kazanıyor.

Özellikle yaz sezonunda artan deniz trafiği, marina yoğunluğu, aşırı sıcaklar, ani hava değişimleri, yangın riski ve teknik arızalar yatlar için önemli risk alanları oluşturuyor. Denizcilikte yaşanan birçok büyük kaybın temelinde ise zamanında fark edilmeyen küçük riskler yer alıyor.

Önleyici sigortacılık perspektifiyle bakıldığında güvenli seyir planlaması, düzenli bakım süreçleri, marina güvenlik standartları, hava ve deniz koşullarının yakından takip edilmesi, yangın önleme sistemlerinin güncel tutulması ve mürettebatın acil durum eğitimleri risk yönetiminin temel unsurları arasında bulunuyor. Amaç yalnızca oluşan hasarın finansal sonuçlarını telafi etmek değil, hasarın hiç yaşanmamasını sağlayacak farkındalığı ve hazırlığı desteklemek.

Yat sahipleri ve marina işletmeleri için başarılı bir yaz sezonu; operasyonların kesintisiz devam etmesi, güvenliğin korunması ve olası risklerin etkin şekilde yönetilmesiyle mümkün oluyor. Bu nedenle sezon öncesinde gerçekleştirilecek kapsamlı kontroller, teknik bakım çalışmaları ve risk değerlendirmeleri hem denizde hem de marinada daha güvenli ve sürdürülebilir bir sezonun temelini oluşturuyor.

Deniz keyfinin kesintiye uğramaması için en doğru yaklaşım, risk ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil, onu ortaya çıkmadan önce görebilmekten geçiyor.

Gerçek güvence, riski önceden görüp etkisini en aza indirebilmekte yatıyor. 

Benzer İçerikler

PSM Awards 2020'de yılın en iyileri seçildi.

PSM Awards 2020'de yılın en iyileri seçildi.