Lojistikte insan kaynağı krizi nasıl görülmeli

Lojistikte insan kaynağı krizi nasıl görülmeli

Lojistikte yaşanan insan kaynağı krizi, geçici bir istihdam sorunu olmaktan çıkıp tedarik zincirinin sürekliliğini tehdit eden yapısal bir kırılma noktası haline geldi.

Lojistikte yaşanan insan kaynağı krizi, geçici bir istihdam sorunu olmaktan çıkıp tedarik zincirinin sürekliliğini tehdit eden yapısal bir kırılma noktası haline geldi. 

Küresel ticaretin omurgasını oluşturan lojistik sektörü, görünmeyen ancak giderek derinleşen bir insan kaynağı kriziyle karşı karşıya. Dijitalleşme, e-ticaret ve hız beklentisi artarken; bu büyümeyi taşıyacak nitelikli iş gücü aynı hızla sektöre kazandırılamıyor. Sürücü açığı kronikleşirken depo ve dağıtım merkezlerinde mavi yaka istihdamı zorlaşıyor; planlama ve operasyon yöneticileri ise artan iş yükü, belirsizlik ve sürekli kriz yönetimi nedeniyle tükenmişlik sınırında çalışıyor. Bu tablo, lojistikte yaşanan sorunun yalnızca “eleman bulamama” konusu olmadığını gösteriyor. Meslek algısı, çalışma koşulları, eğitim sistemi ve insan kaynakları politikalarının birlikte ele alınması gereken çok katmanlı bir dönüşüm ihtiyacı söz konusu.

Descartes Systems Group’un hayata geçirdiği kapsamlı bir araştırmaya göre, lojistik ve tedarik zinciri operasyonlarının yüzde 76’sı iş gücü yetersizliği ile mücadele ediyor. Yüzde 37’si ise bu açığı “yüksek veya çok yüksek” olarak nitelendiriyor. Bu sorun sadece sürücülerle sınırlı kalmayıp depo, planlama ve bilgi çalışanlarında da ciddi sıkıntılar yaratıyor.

Birçok ülkede sürücülerin ortalama yaşı 50’nin üzerinde. Bu da isterlerse emekli olabileceklerini gösteriyor. Genç nesiller lojistik sürücülüğünü tercih etmiyor.
Birçok ülkede sürücülerin ortalama yaşı 50’nin üzerinde. Bu da isterlerse emekli olabileceklerini gösteriyor. Genç nesiller lojistik sürücülüğünü tercih etmiyor.

Sürücü sorunu neden var

Uluslararası Yol Taşımacılığı Birliği (IRU) gibi kuruluşlar, 2026 sonunda küresel kamyon sürücüsü açığının 2,4 milyonu aşacağını öngörüyor. Peki sürücü açığı neden var? Madde madde inceleyelim.

Yaşlanan iş gücü: Birçok ülkede sürücülerin ortalama yaşı 50’nin üzerinde. Bu da isterlerse emekli olabileceklerini gösteriyor. Genç nesiller lojistik sürücülüğünü tercih etmiyor.

Zor çalışma koşulları: Uzun süreli uzakta kalma, düzensiz vardiyalar ve aileden uzak kalma genç adayların bu mesleğe yönelmesini engelliyor.

Eğitim süreleri ve maliyet: Sürücü ehliyeti ve profesyonel sertifikasyon süreçleri zaman ve kaynak gerektiriyor; bu da giriş engelini yükseltiyor.

Sürücü açığının sektöre önemli etkileri oluyor. Nakliye planlamasını yeniden yapılandırmak, teslimat gecikmeleri ve kapasite darboğazları anlamına geliyor. Sürücü talebinin karşılanamaması nedeniyle ücretlerde artış ve taşımacılık maliyetlerinde genel yükseliş gözlemleniyor.

Lojistikte en çok etkilenen alanlardan biri de depo ve dağıtım merkezleri. Buradaki ana sorun alanlarına bakıldığında, fiziksel talepler ve çalışma koşulları karşımıza çıkıyor. Vardiya, hafta sonu çalışması ve fiziksel yük, işin cazibesini azaltıyor. İlaveten yetersiz ücret ve kariyer algısı sebebiyle, alanın çalışanları lojistiği düşük statüde ve düşük ücretli bir iş olarak görüyor. Dijital alan da istenen noktada değil. Lojistik 4.0 süreçlerinde veri analizi, WMS (depo yönetim sistemleri) ve dijital araç bilgisi önem kazanırken mevcut eğitim sistemleri bu becerileri yeterince kazandırmıyor. Toparlanırsa azalan depo kapasitesi, girdi/çıktı sürelerinin uzaması, yanlış sipariş oranlarının yükselmesi ve stok doğruluğunda sıkıntılar ile sonuçlanabiliyor.

Planlama ve operasyon yöneticilerinin yaşadığı tükenmişlik, bilgi çalışanı eksikliği sıkça rapor ediliyor ve bu rollerin nitelikli kişilerle doldurulması zor. Operasyon yöneticileri, artan taleple birlikte daha fazla sorumluluk ve uzun çalışma saatleri ile karşı karşıya. Bu durum, tükenmişlik ve yüksek işten ayrılma oranlarına yol açıyor. Kötü planlama ve düşük İK süreçleri, işe alım zorluklarını derinleştiriyor; yetersiz planlama artan baskı ve tükenmişlik ile sonuçlanıyor.

Sektör, stratejik insan kaynakları planlaması, teknoloji entegrasyonu ve algı dönüşümü gibi çok yönlü çözümler üzerine yatırım yapmalı.
Sektör, stratejik insan kaynakları planlaması, teknoloji entegrasyonu ve algı dönüşümü gibi çok yönlü çözümler üzerine yatırım yapmalı.

Çözüm için ne yapılabilir?

Problemlere bakıldığında, stratejik insan kaynağı planlamasının, teknoloji ve otomasyona uyum ve gelişmenin, kariyer algısını yükseltmenin yapılacaklar sırasında başlarda geldiği söylenebilir. Sektörde etkin insan kaynağı planlaması yapılması, yalnızca işe alımda değil, eğitim, kariyer gelişimi ve bağlılık programları hususunda da önemli.

Ayrıca otomasyon, rotor planlama yazılımları, robotik ve yapay zeka destekli WMS gibi teknolojiler, iş yükünü azaltarak mevcut personelin kapasitesini artırabilir. Tam da bu noktada sektörün cazibesini artırmak için kariyer yolları, daha iyi ücret politikaları ve eğitim programları geliştirilebilir. Ayrıca biliniyor ki staj ve okul-sektör iş birlikleri, geleceğin iş gücünü yetiştirmede kritik rol oynuyor.

Son söz olarak, lojistikte insan kaynağı krizi çok boyutlu. Sürücü açığı, depo işçisi yetersizliği ve planlama/operasyon yöneticilerindeki tükenmişlik, yapısal, algısal ve eğitim odaklı nedenlerle daha da derinleşiyor. Bu krizi fırsata çevirmek için sektör, stratejik insan kaynakları planlaması, teknoloji entegrasyonu ve algı dönüşümü gibi çok yönlü çözümler üzerine yatırım yapmalı.

Benzer İçerikler

Geleceğin enerji yönetiminde akıllı şebekelerin rolü

Geleceğin enerji yönetiminde akıllı şebekelerin rolü