TÜİK’in “2025 Gelir Dağılımı İstatistikleri” en hızlı iş geliri artışının inşaatta gerçekleştiğini ortaya koyuyor. İnşaat sektörü yeniden parlıyor ve zirveye tırmanıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan “2025 Gelir Dağılımı İstatistikleri”, gelir artışlarının yalnızca genel düzeyde değil, sektörler arasında da farklı hızlarda şekillendiğini gösteriyor. Bu bağlamda hizmet sektörü ortalama gelir seviyesinde üst sırada yer alırken iş gelirindeki en yüksek artış oranı, inşaat sektöründe kaydedildi. İnşaatın yüzde 79’a yaklaşan gelir artışıyla öne çıkması, sektördeki ekonomik aktivitenin ve üretim döngüsünün gelir göstergelerine güçlü biçimde yansıdığını ortaya koyuyor. Bu tablo, sektörlerin gelir dağılımındaki konumunu yeniden değerlendirmek için önemli bir veri zemini sunuyor.
2025 yılı verilerine göre Türkiye’de yıllık ortalama hane halkı kullanılabilir geliri, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık 662 bin TL seviyesine ulaştı. Aynı şekilde fert bazında hesaplanan eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert geliri de yaklaşık 333 bin TL olarak gerçekleşti. Bu artışlar, gelirlerin nominal düzeyde yükseldiğini ve ekonomik hareketliliğin hane halkı gelirlerine yansıdığını gösteriyor. Gelir artışının farklı hane tiplerinde değişen seviyelerde hissedilmesi ise demografik yapı ile gelir dinamikleri arasındaki ilişkiye işaret ediyor.
Hizmet sektörü en yüksek ortalama gelire sahip
TÜİK’in sektörel kırılımı, gelir seviyelerinin ekonomik faaliyet alanlarına göre farklılaştığını ortaya koyuyor. 2025 itibarıyla en yüksek yıllık ortalama gelirin hizmet sektöründe gerçekleştiği görülüyor. Hizmet sektörü, yaklaşık 426 bin TL ile esas iş gelirinde ilk sırada yer alıyor. Buna karşılık tarım sektöründe ortalama gelir daha düşük seviyelerde seyrediyor. Bu tablo, Türkiye ekonomisinde hizmetlerin gelir üretme kapasitesinin güçlü olduğunu, sektörler arası gelir farklarının ise devam ettiğini gösteren somut bir veri seti sunuyor.
2025 verilerinin en dikkat çekici unsurlarından biri, iş gelirindeki en yüksek artışın inşaat sektöründe kaydedilmiş olması. İnşaat sektöründe esas iş gelirleri bir önceki yıla göre yaklaşık olarak yüzde 79 oranında artış göstererek en hızlı yükselişi yaşayan alan oldu. Hizmet sektörü yüzde 75,8 ve sanayi sektörü yüzde 70,1 artışla bu eğilimi takip ederken tarım sektöründeki artış oranı ise çok daha sınırlı kaldı. Bu durum, inşaatın gelir artışı açısından öne çıktığını ve sektörel toparlanma ya da genişleme sinyallerinin gelir verilerine yansıdığını düşündürüyor.
Bu artış, yalnızca nominal bir yükseliş olarak değil, aynı zamanda sektördeki ekonomik hareketliliğin gelir göstergelerine yansıması olarak da okunuyor. İnşaat sektörü; malzeme, lojistik, mühendislik hizmetleri, konut ve altyapı yatırımları gibi çok sayıda alt sektörle bağlantılı yapısı nedeniyle gelir artışlarını zincirleme biçimde etkileyebilen bir alan. Dolayısıyla iş gelirlerindeki bu yükseliş, sektördeki geniş ölçekli üretim ve istihdam ilişkilerinin yeniden güçlendiğine dair bir veri sinyali olarak değerlendirilebilir.
Çalışma statüsü de belirleyici
Gelir dağılımında yalnızca sektörler değil, çalışma statüsü de belirleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre işverenlerin ortalama gelir düzeyi ücretli çalışanlara kıyasla daha yüksek. Ücretli ve maaşlı çalışanların ortalama gelirleri yaklaşık 379 bin TL seviyesinde iken, işverenlerde bu rakam 1,2 milyon TL’nin üzerine çıkıyor. Kendi hesabına çalışanlar ile yevmiyeli çalışanlar arasındaki gelir farkları da işgücü piyasasında statü temelli ayrışmanın sürdüğünü gösteriyor. TÜİK’in genel işgücü verileri de işveren gelirlerinin ücretli çalışanlara kıyasla daha yüksek seyrettiğini de ortaya koyuyor.
2025 gelir tablosunda inşaat sektörünün bu şekilde öne çıkması, önümüzdeki dönemde sektörün yalnızca üretim hacmiyle değil, gelir dinamikleriyle de yakından izlenmesi gereken bir alan olduğunu gösteriyor.
Gelir artışlarının yanında gelir paylaşımındaki eşitsizlik göstergeleri de izleniyor. 2025 verilerine göre en yüksek gelirli yüzde 20’lik kesimin toplam gelirden aldığı pay yüzde 48 olarak ölçülürken, en düşük gelirli yüzde 20’nin payı yüzde 6,4 seviyesinde gerçekleşti. Gelir dağılımındaki eşitsizliği ölçen *Gini Katsayısı ise 0,410 olarak hesaplandı. Bu değer, önceki yıla göre sınırlı bir iyileşme sinyali verse de gelir farklılıklarının hâlâ önemli bir başlık olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Bütün bu tablo, gelir artışlarının ve sektörel performansların daha dengeli bir yapıya evrilmesi halinde, önümüzdeki dönemde daha kapsayıcı bir gelir görünümünün mümkün olabileceğine dair umut verici bir çerçeve de sunuyor. Veriler, ekonominin yalnızca büyüklüğünü değil, gelir üretme kapasitesinin hangi alanlarda yoğunlaştığını anlamamıza yardımcı oluyor.
*Gini Katsayısı: Kişisel gelir dağılımını ölçmek için yaygın olarak kullanılan dağılım ölçüsü.