Marmaray, geniş bir uluslararası lojistik koridorunun bir parçası. Marmaray tünelinden geçen yıllık yük trafiğinin ortalama 300 bin ton civarında olduğu belirtiliyor.
Türkiye’nin iki kıtayı birbirine bağlayan demiryolu altyapısı Marmaray, ilk etapta yolcu taşımacılığı için tasarlanmış olmasına rağmen özellikle son yıllarda yük taşımacılığı açısından da stratejik bir işlev üstleniyor. 2013 yılında hizmete açılan bu mühendislik harikası tünel, yıllar içinde sadece İstanbul’un günlük yolcu trafiğini rahatlatmakla kalmadı. Aynı zamanda coğrafyamızın kalbinden geçen küresel ticaret ağlarına altyapı sunarak Avrupa ile Asya demiryolu bağlantısının da mihenk taşlarından biri haline geldi.
Marmaray projesi, Gebze’den Halkalı’ya uzanan demiryolu hattının modernizasyonu ve Boğaz’ın altından geçen 13,6 km’lik tünelin inşası ile Türkiye’de demiryolu ulaşımına yeni bir soluk getirdi. İnsanlar için kent içi ve kentler arası ulaşımı hızlı, konforlu ve sürdürülebilir kılarken aynı zamanda yük taşımacılığına da olanak sağlayacak şekilde inşa edildi. Bu bakımdan Marmaray, yalnızca yerel bir transit hattı olmaktan çıkarak geniş bir uluslararası lojistik koridorunun parçası olarak da önem kazandı.
Yük taşımacılığında Marmaray’ın rolü büyük
Yolcu trafiği odaklı bir proje olmasına rağmen 2020 sonrası süreç, Marmaray’ın yük taşımacılığı için aktif şekilde kullanılmaya başlandığı bir dönemin başlangıcı oldu. Bu kullanım, özellikle Avrupa ile Asya arasında kesintisiz demiryolu yük trafiği sağlama hedefi bağlamında değerlendirildiğinde daha da anlam kazanıyor. Bakıldığında da geleneksel denizyolu ve kara sınır geçişlerinin üzerine çıkan demiryolu altyapısı, transit süreleri kısaltma, aktarma noktalarını azaltma ve tedarik zinciri maliyetlerini aşağı çekme potansiyeliyle uluslararası taşımacılıkta tercih edilen bir seçenek olarak öne çıkıyor.
2025 yılına ait resmî veriler tam olarak açıklanmamış olsa da mevcut açıklamalarda Marmaray tünelinden geçen yıllık yük trafiğinin ortalama 300 bin ton civarında olduğu belirtiliyor. Bu rakam yük taşımacılığı ana hedef olmadığından oldukça dikkat çekici bir noktada bulunuyor. Tonajın içinde konteynerler, dökme yükler ve transit taşımacılıkta kullanılan diğer ürünlerin yer alması, Marmaray’ın lojistik ağlarda nasıl konumlandığını göstermesi açısından özellikle önemli bulunuyor. Avrupa ve Asya arasındaki demiryolu koridorunda aktarma noktası olmaksızın taşınabilen yük miktarının artması, özellikle demiryolu lojistiği planlayan firmalar için yeni alternatifler sunuyor.
Marmaray’ın yük taşımacılığındaki önemi
2025 verileri henüz netleşmiş olmasa da yaklaşık veriler Marmaray’ın yük taşımacılığındaki rolünü artırma potansiyeli yüksek. Marmaray’ın önemini daha iyi kavramak açısından aşağıdaki maddeler fikir verebilir:
Boğaz geçişinde süre avantajı: Geleneksel denizyolu sevkiyatları ve kara sınırı aktarmalarına kıyasla Marmaray doğası gereği daha hızlı geçiş sağlıyor.
Kesintisiz transit: Avrupa ile Asya arası bağlantıda tek hat üzerinden sürekli akış imkanı, tedarik zincirlerinde en büyük avantajlardan biri.
Daha düşük operasyonel maliyet: Özellikle uzun mesafeli taşımacılıkta demiryolu, yakıt ve operasyon maliyetlerini azaltabiliyor.
Çevresel etki: Demiryolu taşımacılığı, karbon ayak izi açısından karayoluna göre daha çevreci bir seçenek sunuyor.
Uluslararası lojistik firmalarının bu koridoru daha aktif kullanmaya başlaması, yalnızca Türkiye için değil Avrupa ve Asya ticaret rotaları için de sürdürülebilir bir dönüşüm anlamına geliyor. Sonuç olarak Marmaray artık sadece İstanbul’un iki yakasını bağlayan bir tünel değil, Avrupa ile Asya arasında kesintisiz demiryolu yük koridoru olarak bölgesel ticaretin de kritik bir parçası. 2020’den sonra giderek artan yük trafiği ve yıllık ortalama 300 bin tonluk hacim, bu vizyonun yalnızca başlangıcı olabileceğini gösteriyor.